29 Ağustos 2014 Cuma

Nice yıllara

29 Ağustos 2014 Ankara

Barış’a
Nice yıllara
Aklanmak için kaleme sarıldığım, iyi ki gecelerden biri, hem de ne iyi ki. Bunlar birikenlerden çok biriktirilen sözler benim için. 30 yaşımın tüm güzelliği üzerimde. Ben dediğime bakma, bu güzel yaşımın ilk gününü sana yazarak geçirmek istedim. Doğum günü kelimesinin ağırlığı bile sana taşıyor beni sevgilim.
Doğum ne anlamlı ne çağrışımlı bir kelime. Gerçekten 30 yıl önce bugün mü doğdum ben? Yoksa içimden ay kanamaya başladığında mı?
Doğmaktan çok kurulan, inşa edilen, bedenimin karanlık odalarında demlendikçe olduğum, sordukça yanıldıkça, sonra daha iyi yanıldıkça, kırıla kırıla, devire devire, mezar denen bedeni yırta yırta VAROLANDAN başka bir şey değilim ben aslında.
Sevgilim; en güzel yaşım, senin için doğmadıysam da seninle oldum ben, haritanın kayıp parçası? Pusulamın kuzeyi? Aklımın domino taşlarına kibarca dokunan ellerin dengemi sarstı biliyorsun. Sadece dengemi mi? Bana dokundu ve küçümsediğim tüm cümleleri kurdurdu, kapılarında bekletti, rezilleştirdi, çıldırttı, sarsılmış aklım korktu, aşk beni ensemden tutup bilmediğim bir iklime uyandırdı. Bunu senden başka kimse yapamazdı, artık eminim.
Sevgilim ben Esat’ın tüm yokuşlarını sana geliyor diye arşınlamaktayım.
Dinginliğine sakinliğine, yeryüzünden silindiğine emin olduğum ve iyi ki yanıldığım nezaketine, ince parmaklarına, dokunduğun eşyalarda bıraktığın izlere âşık oldum.
Gündelik hayat sana gelmek için, seni görmek için, sana dokunmak, sesini duymak için geçmem gereken, seni sevme işçiliğimin zorunlu kayıp bir zamanı benim için. Gündelik hayat sonunda sen olan, çözmem gereken sıkıcı bir bulmaca.
Senin için Düğümler atıyorum sevgilim, tüm güzel şeyleri birbirine bağlamak istiyorum, her düğümü öğrenmek çözmek istiyorum, senin sevdiklerini benimkilere ekliyorum bir tüy küpe çengeliyle. Tohumun filizin başını bekliyorum. En ince kırılgan dalları en gergin direklere bağlıyorum. Düğüm atıyorum, sökükleri dikiyorum, şatoları yıkıyorum, hepsini de sen beni gör diye yapıyorum, sadece sen gör diye.
Biliyorsun 30 yaşımın hak etmişliği heyecanlı kıpırdıyor içimde, şenliklerim senin için sevgilim.
Ve elbette bu yazı senin için, bildiğimi sandığım her şeyi unutmayı öğrettiğin için ve cehaletime gülümsediğin için, hep soru sorduğun, hep sorgulattığın için, ilk karşılaşmamızda, Kaos’un kapısını o gün sen açtığın için (ve Kaostaki en yakışıklı lubunya olduğun için)
Hem bu kadar sakin, hem bu kadar muzip, hem bu kadar muhalif olduğun için,
Bana hep inandığın için, yeryüzünde benim özgürlüğümü önemseyen, bunu bana hissettiren tek insan olduğun için. Özgürlüğüme değer verip birlikteliğimiz kadar yalnızlığımı da önemsediğin için.
Sıkılmadan çocukluğumu dinlediğin için, (kolay değil 3 yaşımdan itibaren neredeyse her günümü hatırlıyorum ve anlatıyorum) sabırla beni dinlediğin için.
Yaşadığım tüm haksızlığa, hukuksuzluğa karşı benimle birlikte mücadele ettiğin için. Dünyayı değiştirme hayaline beni de dâhil ettiğin için ve devrimin burada, bende başlayacağını, önce kendimi alaşağı etmem gerektiğini hatırlattığın için.
Sesin bu kadar güzel olduğu için ve sıkılmadan dinleyebildiğim tek insan olduğun için, hayatıma dokunduğun için,
Kısaca sevgilim, tutunduğum göbek bağında hissettiğim güvensizliği, korkuyu unutturduğun için, ismin Barış olduğu için Şenlikler Sana sevgilim, nice yaşlara.

Aras Güngör

1 yorum:

  1. Son paragraf, bir 30 yıla daha bedel sanki.
    Mutlu olun, ama hep..

    YanıtlaSil