Geçen sene bugünlerde youtube’a yüklenmiş alttaki
video. Başlığı şöyle: “Trans kadının polisle mücadelesi”
Sadece ve sadece
transeksüel olduğu için yolda durdurulup karakola götürülmek istenen bir
kişinin yaklaşık 4 dakikalık görüntüleri bunlar. Karakalo gittiği zaman başına
demek ki bir şeyler geleceğini biliyor ki bu kadar direniyor. Açıklamalarda
bulunuyor, “evime gidiyorum ben, bunu yapmanız doğru değil, karakola niye
geleyim, sebep göster, ben Türkiye cumhuriyeti vatandaşıyım, düşman değilim,
adam mı öldürdüm” Transeksüelseniz böyle bir olayla karşılaşma ihtimaliniz çok
yüksek. İşte bu cümle çok acı. Bu cümleyi daha sık kurdukça gerçekten
transeksüel olmanızın bir suç olup olmadığını düşünüyorsunuz. Hiç kimsenin size
kimliğinizden dolayı suçlu muamelesi yapmaya hakkı olamaz, daha da ilerisi kimliğinizin
suç olup olmadığını size sorgulatması kabul edilemez. Oralarda çok uzaklarda
duran anayasa ne der Kanun önünde eşitlik maddesinde; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din,
mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.” Hadi
canım?
Siz 4 dakikasına şahit olabildiniz bu olayın. Öncelikle
demokratik ve insan haklarının yasalarla korunduğu ülkelerde polis kişinin
ırkına, rengine, diline, sınıfına, cinsiyetine, cinsel yönelimine, cinsiyet
kimliğine bakarak sırf o “özelliğinden” dolayı alıp karakola götüremez. Türkiye’de
ise yetkisi çok genişletilmiş olan, PVSK’ye (Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu)
göre http://www.mevzuat.adalet.gov.tr/html/569.html
hareket eden polis, elini kolunu sallaya sallaya her şeyi yapabilir. Zaten bunların
çoğunu sizler de biliyorsunuz o nedenle polisten korkuyorsunuz farkındayım. Sağolsun
teknoloji, polisin bir kişiye dokunamadığını gösterdi bize, o da kimmiş? Milletvekili
oğluymuş! Bu durumda "külahların değişebildiğini" hepimiz gördük. Hepimiz öfkelendik.
Polisten her sokağa çıktığında gaz ve tazyikli su yiyen parasız eğitim isteyen
öğrenciler, AKP muhalifleri, Kürtler, transeksüeller, eşcinseller, işçiler bir
yandan öfkelendi, polisine korkudan aşık “vatandaş”lar, milliyetçilik damarları
her geçen gün daha da kabartılanlar, faşistler diğer yandan öfkelendi.
“Olması gereken” bir durumu birkaç gündür izliyoruz TV’lerde.
Yorumları da okuyorsunuzdur, gazeteleri de, hatta siz bile dayanamamış yorum
yapmışsınızdır bu konuyla ilgili çünkü insan haklarına saygısı olmayan yapının
hakim olduğu ülkelerde böyle durumları görmek fantastik bir film izlemek gibidir,
iki laf etmeden duramazsınız.
Yüce Türk polisini nasıl da dizmişler kurbanlık koyun
gibi diyenler, polise olağan şüpheli muamelesi başlıkları atan gazeteler, devleti
bir oğlana ezdirdiler diyenler, 2. Çuval vakası benzetmesi yapanlar… Ne
ararsanız var. Polislerin dizilip teşhis edilmeye çalışılmasını çok tuhaf bir
durum olarak algılayanlar çok. Alışılmış, kabul edilmiş, boyun eğilmiş,
sistematik bir tapınma hali var çünkü polislere karşı. Mümkün değil polislerin
bu duruma getirilmesi, hangi durumsa artık o?
En başta da yazdığım gibi mesela videodaki trans kadın
bu durumdan haberdarsa algılayamamıştır neler olduğunu. Aklına şu soru bile
gelmiştir: “Ben de acaba karakola gidip bana işkence yapan polisleri
dizdirebilir miyim ki?” Yok abla, kanun önünde eşit olanlar zaten kendi
oyunlarını oynuyorlar, biz birkaç sıfır yenik başlamışız hayata kanun önünde
bile eşit olamıyoruz henüz.
Son olarak, polisin yetkileri o kadar fazla ki…
“Polisimiz”i o kadar çok seviyoruz ki…
Tecavüzcülerimize o kadar çok aşığız ki…
“Biz”den bir bok olmaz!
Yıllardır polisin yetkilerinin çok fazla olduğunu bıkmadan,
usanmadan yazan http://www.baransav.com/
sitesine de bir göz atın derim…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder