devlet seni gelsin bulsun rahatça diye adres kaydı
yaptırılıyor biliyorsunuzdur. bilmiyorsanız hangi mağarada yaşıyorsunuz ben de
gelicem oraya. neyse, apartmana taşındınız diyelim, yöneticiniz sizi
sıkıştırıyor kayıt ol diye… yöneticinizin tacizlerine dayanamayıp önce
muhtarınıza gidiyorsunuz, genelde onlara reva görülen o sobalı ve prefabrikten
bozma konteynırlarında olmazlar, birkaç kere gitmek zorunda kalabilirsiniz,
konteynırın kapısına ulaşılabilecek telefon numarası yazmışsa şanslısınız,
internetten de o konteynırın telefon numarasını bulabilirsiniz, dikkatimi çekti
de muhtarların çalışma mekanlarının adresleri hep şu taksi durağının yanı,
bilmemne sokağının köşesi, gibi gibi, yazık, buralarda çalışma koşulları fena…
bulduysanız muhtarı yerinde, size üç belge verecek, ikisi aynı, fotoğraf
yapıştırma yerleri olan, sizin dolduracağınız, o şirin renkli kimliğinizdeki
bilgileri copypaste yapacağınız cinsiyetinizin bile merak edildiği zımbırtı,
birisi de yöneticinin dolduracağı bir belge. sonra onun verdiği üç belgeyi
bitmeyen siyah bir kalemle ya da devamı olan birkaç aynı renk kalemle, çayınızı
içerken doldurabilirsiniz, bizim kalem bitti de çok komik oldu yukarısı siyah
aşağısı mavi falan… arkasından tacizci yöneticinizin zilini akşam çalın, cinsiyet
kısmını görmesin diye karanlık iyidir, bir de hiçbirşey paylaşmadığınız bu
adama açılmaya gerek yok yani, bekar olmak sorunken erkek kadın olmak daha
büyük sorun. eline tutuşturun, damgalamasını isteyin, sorular sorun, ki kağıda
bakmasın direk damgalasın, imzalasın…
bu aşamayı da atlattıktan sonra tekrar muhtara gidin,
şanslıysanız sabah 9 da kendi görüşünden olan gazetelerini -mesala bizimki
sözcü okuyordu gördüm- almış konteynırında cici cici okuyordur, yani
yerindedir. altı ay içinde çekilmiş ülkenizdeki sakal, bıyık, gözlük,
başörtüsü, piercing kurallarına uyan bir fotonuzu muhtarınıza teslim edin, onun
kağıtları damgalamasını bekleyin, elinize yöneticinize imzalattırdığınız kağıdı
vericek, onunla nüfus müdürlüğüne gideceksiniz…
hava eksi iki falansa yanınızda bereniz ve atkınız olmasına
dikkat edin, birbirlerine yakın yerler diyerek yürümeye başlayınca
üşüyüveriyorsunuz yani. ben üşüdüm cidden küresel ısınma da iyice hissettirdi
bu sene kendini. neyse o soğukta ulaştığınız nüfus müdürlüğüne vardıysanız sıra
alın, bekleyin, her seferinde benim sıram hemen geldi çok beklemedim. sıranız
geldiğinde muhtarın verdiği kağıdı görevliye uzatın, adresinizi
değiştirecektir. Elbette şanslıysanız, eviniz önceden işyeri diye kayıtlıysa
bunu tekrar ev diye düzelttirmek için fen işleri denilen tuhaf bir semtte olan,
nüfus müdürlüğündeki görevli kadının madonun karşısından otobüslerin kalktığını
söylediği bir adrese gitmek zorundasınız. yıllardır bu gezegende yaşıyorsunuz
ama ismini duymamışsanız size galaksinin ötesinden biryermiş gibi gelebilir.
şaşırın. ben öyle yaptım. patlayıverdim memur kadıncaza. nasıl yani dedim,
bunlar benim dışımda olan şeyler, ev sahibi işyerini neden konut diye
değiştirmemiş dedim, ben neden gideceğim ki oralara dedim, zaten dedim iki
gündür dedim işyerimde olamıyorum dedim, bu kadar zor mu dedim bu sistemi
oturtmuş gibi görünüyorsunuz ama oturtmamışsınız dedim. ordan oraya gidip
duruyorum iki gündür dedim, ben dokuzda iş başı yapıyorum ve iki gündür bunu
halledemedim iki gündür elim boş üstüne de işe gecikiyorum dedim. Bir de üstüne
adresimi değiştirmedim diye devlet bana ceza keser tam olur dedim. devlet
gelsin beni rahatça bulsun diye kayıt olayım diye kıçımı yırtıyorum, güzelce
kayıt olayım diye uğraşıyorum, bir de benden daha fazla enerji sarfetmemi
bekliyor. bir de üstüne ceza keserim diye parmağını sallıyor! nasıl yani? neden
kayıt oluyorum ki. neden yerim yurdum belli olmak zorunda ki. neden neden neden
neden… (bu yazı mart ayında fanzinmart'ın ilk sayısında yayınlanmıştır.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder