18 Nisan 2012 Çarşamba

kayıt ol! marş! marş!


devlet seni gelsin bulsun rahatça diye adres kaydı yaptırılıyor biliyorsunuzdur. bilmiyorsanız hangi mağarada yaşıyorsunuz ben de gelicem oraya. neyse, apartmana taşındınız diyelim, yöneticiniz sizi sıkıştırıyor kayıt ol diye… yöneticinizin tacizlerine dayanamayıp önce muhtarınıza gidiyorsunuz, genelde onlara reva görülen o sobalı ve prefabrikten bozma konteynırlarında olmazlar, birkaç kere gitmek zorunda kalabilirsiniz, konteynırın kapısına ulaşılabilecek telefon numarası yazmışsa şanslısınız, internetten de o konteynırın telefon numarasını bulabilirsiniz, dikkatimi çekti de muhtarların çalışma mekanlarının adresleri hep şu taksi durağının yanı, bilmemne sokağının köşesi, gibi gibi, yazık, buralarda çalışma koşulları fena… bulduysanız muhtarı yerinde, size üç belge verecek, ikisi aynı, fotoğraf yapıştırma yerleri olan, sizin dolduracağınız, o şirin renkli kimliğinizdeki bilgileri copypaste yapacağınız cinsiyetinizin bile merak edildiği zımbırtı, birisi de yöneticinin dolduracağı bir belge. sonra onun verdiği üç belgeyi bitmeyen siyah bir kalemle ya da devamı olan birkaç aynı renk kalemle, çayınızı içerken doldurabilirsiniz, bizim kalem bitti de çok komik oldu yukarısı siyah aşağısı mavi falan… arkasından tacizci yöneticinizin zilini akşam çalın, cinsiyet kısmını görmesin diye karanlık iyidir, bir de hiçbirşey paylaşmadığınız bu adama açılmaya gerek yok yani, bekar olmak sorunken erkek kadın olmak daha büyük sorun. eline tutuşturun, damgalamasını isteyin, sorular sorun, ki kağıda bakmasın direk damgalasın, imzalasın…
bu aşamayı da atlattıktan sonra tekrar muhtara gidin, şanslıysanız sabah 9 da kendi görüşünden olan gazetelerini -mesala bizimki sözcü okuyordu gördüm- almış konteynırında cici cici okuyordur, yani yerindedir. altı ay içinde çekilmiş ülkenizdeki sakal, bıyık, gözlük, başörtüsü, piercing kurallarına uyan bir fotonuzu muhtarınıza teslim edin, onun kağıtları damgalamasını bekleyin, elinize yöneticinize imzalattırdığınız kağıdı vericek, onunla nüfus müdürlüğüne gideceksiniz…
hava eksi iki falansa yanınızda bereniz ve atkınız olmasına dikkat edin, birbirlerine yakın yerler diyerek yürümeye başlayınca üşüyüveriyorsunuz yani. ben üşüdüm cidden küresel ısınma da iyice hissettirdi bu sene kendini. neyse o soğukta ulaştığınız nüfus müdürlüğüne vardıysanız sıra alın, bekleyin, her seferinde benim sıram hemen geldi çok beklemedim. sıranız geldiğinde muhtarın verdiği kağıdı görevliye uzatın, adresinizi değiştirecektir. Elbette şanslıysanız, eviniz önceden işyeri diye kayıtlıysa bunu tekrar ev diye düzelttirmek için fen işleri denilen tuhaf bir semtte olan, nüfus müdürlüğündeki görevli kadının madonun karşısından otobüslerin kalktığını söylediği bir adrese gitmek zorundasınız. yıllardır bu gezegende yaşıyorsunuz ama ismini duymamışsanız size galaksinin ötesinden biryermiş gibi gelebilir. şaşırın. ben öyle yaptım. patlayıverdim memur kadıncaza. nasıl yani dedim, bunlar benim dışımda olan şeyler, ev sahibi işyerini neden konut diye değiştirmemiş dedim, ben neden gideceğim ki oralara dedim, zaten dedim iki gündür dedim işyerimde olamıyorum dedim, bu kadar zor mu dedim bu sistemi oturtmuş gibi görünüyorsunuz ama oturtmamışsınız dedim. ordan oraya gidip duruyorum iki gündür dedim, ben dokuzda iş başı yapıyorum ve iki gündür bunu halledemedim iki gündür elim boş üstüne de işe gecikiyorum dedim. Bir de üstüne adresimi değiştirmedim diye devlet bana ceza keser tam olur dedim. devlet gelsin beni rahatça bulsun diye kayıt olayım diye kıçımı yırtıyorum, güzelce kayıt olayım diye uğraşıyorum, bir de benden daha fazla enerji sarfetmemi bekliyor. bir de üstüne ceza keserim diye parmağını sallıyor! nasıl yani? neden kayıt oluyorum ki. neden yerim yurdum belli olmak zorunda ki. neden neden neden neden… (bu yazı mart ayında fanzinmart'ın ilk sayısında yayınlanmıştır.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder