27 Temmuz 2011 Çarşamba

bittibuda

kuru kalabalıkları nasıl sevmezsem boş konuşmaları da sevmem bilirsin çocuk. ya da bilebileceğini tahmin ediyorum hala. koskoca on üç ay benim tenimi bırak bir kenara, nefesime dokunabildin ya o yüzden tahmin edebilirsin diyorum. hala bir umut ışığı var demek ki şu seni görünce heyecandan pır pır eden yüreğimde. olmalı da. yoksa nasıl katlanırım bu hayata?

koskoca on üç ay diyorum ki bu da yaklaşık 400 güne tekabül eder. benim için 2000 günden sonra en uzun zamanı "sevgili" anlamında seninle geçirebilmişim demek bu elbette öncelikle. 400 günün her birinde naçizane temiz yüzünü göremesem de hissettirdin bana hep yanımda olduğunu. güne günaydın ile başlayan ben bu 400 gün boyunca gerçekten içten bir iyi geceler öpücüğü ile koydum başımı yastığa. 400 günün sadece 4 gecesi birlikte uyuyabilmemiz de ironik ama zaten şu an bile olağanüstü geliyor bana bunlar bile.

elele tutuşamadık kalabalıklarda, başını omzuma yaslayamadım parklarda, birbirimizi uğurlarken başka şehirlere ya da en basitinden evlerimize veda busesi kondurmadık yanağımıza, "eşcinseliz buradayız alışın" diyemedik birlikte eylemlerde, sinemada kaçamak kaçamak okşadık ayalarımızı, olsun du, bütün bunları zaten geçmişti bu yürek. yarattığımız gettolarda son neyse onu yaşıyorduk gizli gizli. keşfediyorduk tüm alanlarımızı, kokularımızı, bedenlerimizi, geleceğimizi. ya da ben öyle sanmışım.
en kötüsü de bu değil mi, sanmak?

hani sana "çok sorun oluyor biraz uzaklaşmalıyız" demiştim de evin önünden ayrılmamıştın günlerce beni görebilmek için, belki eve giderken azıcık görürüm diye parkın orada dolanmıştın gün içinde. hani komşular beni aramıştı, "aşkından sürünüyor azıcık göz kulak ol diye" ben de senin için gizli gizli herkese rağmen buluşmuştum seninle, "aşığım boş veriyorum" diye kendime anlatıyordum bunları.
sonrasında her şeyi göze alıp devam etmemiz bu büyük aşkımıza sürekli öğütler ve öğütler ardından ve azalma, ve sönme, ve heyecandan uzaklaşma

çok sevme, çok seven çok acı çeker, çok sevdiğini zanneden daha çok.

sayıklamalar, sayıklamalar

i̇şte şimdi diyorsun ya bana, "duygularımdan emin değilim" diye, o zaman da emin değildin biliyorsun, çok sevmek diye bir kavramın olmadığını öğrenmek için biraz zaman geçmesi gerekiyormuş o da on üç aymış. güzeldi, daha çok güzel olabilirdi, ama bunu öğrenmek için senin zamanın yoktu!

şimdi diyorum ki sana: bittibuda!

yani bu da bitti

!

başkamevsimlerdeolacağımbenbiliyorsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder